Lübnan’ın doğusundaki Bekaa Vadisi ve Baalbek bölgesine düzenlenen şiddetli hava saldırılarında, 17 yaşındaki bir çocuk dahil iki kişi hayatını kaybederken, ateşkes sürecine rağmen sivil can kayıpları artıyor
Lübnan ve İsrail arasında 27 Kasım 2024 tarihinde imzalanan ateşkes anlaşması, bölgedeki silah seslerini dindirmeye yetmedi. İsrail ordusuna ait savaş uçaklarının Lübnan’ın doğusundaki stratejik noktalara yönelik gerçekleştirdiği son bombardıman, kırılgan olan barış umutlarına ağır bir darbe indirdi. Lübnan resmi haber ajansı NNA’nın geçtiği verilere göre, İsrail ordusunun hedef gözetmeksizin gerçekleştirdiği iddia edilen bu operasyonlarda biri çocuk olmak üzere iki sivil yaşamını yitirdi, 18 kişi ise çeşitli yerlerinden yaralanarak hastanelere sevk edildi. Saldırıların şiddeti ve sivil yerleşim birimlerine olan yakınlığı, bölgede büyük bir infiale yol açtı.
BEKAA VADİSİ VE BAALBEK’TE ŞİDDETLİ PATLAMALAR
İsrail hava kuvvetlerine bağlı jetler, Lübnan’ın doğu kesiminde yer alan Bekaa Vadisi ve tarihi Baalbek kenti yakınlarındaki bölgeleri adeta ateş çemberine aldı. Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre, bombardımanlar akşam saatlerinde yoğunlaşırken, patlamaların sesi kilometrelerce öteden duyuldu. NNA, saldırıların çeşitli noktaları eş zamanlı olarak hedef aldığını ve sivil altyapının ciddi zarar gördüğünü rapor etti. Özellikle tarım arazilerinin ve yerleşim alanlarının bulunduğu bölgelerin vurulması, can kaybının artabileceğine dair endişeleri körükledi.
Saldırının en acı bilançosu ise Baalbek’in batısındaki Beyt Meşik çiftlikleri bölgesinden geldi. Hava saldırısı sırasında bölgede bulunan 17 yaşındaki Suriyeli Hasan Muhsin el-Halef, patlamanın etkisiyle olay yerinde hayatını kaybetti. Genç Hasan’ın ölümü, bölgedeki sığınmacıların ve sivillerin maruz kaldığı güvenlik riskini bir kez daha dünya gündemine taşıdı. Yetkililer, hayatını kaybeden ikinci kişinin kimlik tespit çalışmalarının sürdüğünü belirtirken, yaralanan 18 kişinin tedavilerinin bölgedeki kısıtlı imkanlara sahip hastanelerde devam ettiğini bildirdi.
İSRAİL ORDUSUNUN “RIDVAN GÜCÜ” İDDİASI
İsrail kanadından gelen açıklamalar ise saldırıların askeri gerekçelere dayandığı yönünde. İsrail Ordu Sözcüsü Ella Waweya, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, operasyonun Lübnan’ın doğusundaki Baalbek bölgesinde konuşlu Hizbullah unsurlarını hedef aldığını ileri sürdü. Waweya, hedef alınan noktaların Hizbullah’ın elit birimi olarak bilinen "Rıdvan Gücü"ne ait askeri altyapılar olduğunu iddia etti.
Sözcü Waweya, paylaşımlarının devamında daha ileri iddialarda bulunarak, vurulan yerlerin sadece basit mevziler değil, büyük askeri kamplar olduğunu savundu. İsrail ordusunun iddiasına göre, bu kamplarda çok miktarda silah ve gelişmiş füze sistemleri bulunuyordu. Waweya ayrıca, söz konusu tesislerin Hizbullah tarafından silahlı eğitim ve askeri tatbikatlar için aktif olarak kullanıldığını, saldırıların bir "önleyici hamle" niteliği taşıdığını öne sürdü. Ancak yerel kaynaklar, vurulan bölgelerin bir kısmının sivil kullanımındaki çiftlik ve iş yerleri olduğuna dikkat çekiyor.
ATEŞKESE RAĞMEN BİTMEYEN İHLALLER
27 Kasım 2024’te sağlanan ateşkes, kağıt üzerinde yürürlükte olsa da sahadaki gerçekler çok daha farklı bir tablo çiziyor. İsrail, Ekim 2023’te başlattığı ve Eylül 2024’te geniş çaplı bir savaşa dönüştürdüğü Lübnan operasyonlarını, "güvenlik tehdidi" gerekçesiyle ateşkes döneminde de sürdürüyor. Bugüne kadar yaşanan çatışmalarda 4 binden fazla insan hayatını kaybederken, yaralı sayısı 17 bini aşmış durumda.
Ateşkesin ilanından bu yana geçen sürede İsrail ordusunun ihlalleri durmak bilmedi. Özellikle Lübnan’ın güney sınır hattında 8 Ekim 2023’ten sonra ele geçirdiği 5 stratejik tepeyi halen işgal altında tutan İsrail, Lübnan topraklarındaki askeri varlığını sonlandırmış değil. Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın paylaştığı son veriler ise dehşet verici nitelikte: Ateşkesin başladığı 27 Kasım 2024’ten 20 Kasım 2025 tarihine kadar geçen yaklaşık bir yıllık sürede, İsrail saldırıları sonucu 331 kişi yaşamını yitirdi, 945 kişi ise yaralandı. Bu veriler, ateşkesin aslında sadece bir isimden ibaret kaldığını ve düşük yoğunluklu savaşın can almaya devam ettiğini kanıtlar nitelikte.
BÖLGESEL GERGİNLİK VE İNSANİ KRİZ
Baalbek ve Bekaa Vadisi’ne yönelik bu son saldırılar, Lübnan içindeki insani krizi derinleştiriyor. Zaten ekonomik çöküşle mücadele eden ülke, bir yandan da bitmek bilmeyen hava saldırıları ve yerinden edilmiş binlerce insanın dramıyla boğuşuyor. Özellikle Doğu Lübnan’daki tarım toplulukları, İsrail’in "askeri hedef" olarak tanımladığı ancak günlük yaşamın bir parçası olan bölgelerin vurulması nedeniyle geçim kaynaklarını ve güvenliklerini kaybediyor.
Uluslararası toplumun ateşkesin uygulanması konusundaki sessizliği ve denetleme mekanizmalarının yetersizliği, tarafların birbirini suçladığı bir şiddet sarmalını besliyor. İsrail "meşru müdafaa" ve "terörle mücadele" söylemini kullanırken, Lübnan tarafı egemenlik haklarının ihlal edildiğini ve sivillerin kasten hedef alındığını vurguluyor. 17 yaşındaki Hasan Muhsin el-Halef’in ölümü, bu siyasi ve askeri denklemlerin ortasında kalan masumların ödediği ağır bedelin son simgesi oldu.
İsrail ordusunun Lübnan’ın derinliklerine kadar uzanan saldırı menzili, savaşın her an yeniden tüm şiddetiyle alevlenebileceği sinyalini veriyor. Ateşkesin denetlenmesi amacıyla kurulan uluslararası komitelerin sahadaki ihlalleri engelleme konusundaki acziyeti, bölge halkını korumasız bırakıyor. Önümüzdeki günlerde Lübnan hükümetinin Birleşmiş Milletler nezdinde yeni bir şikayet dosyası açması beklenirken, İsrail’in "Rıdvan Gücü"ne yönelik operasyonlarını genişletip genişletmeyeceği bölgedeki temel güvenlik sorusu olarak kalmaya devam ediyor.
Hizbullah kanadından saldırılara ilişkin henüz detaylı bir yanıt gelmezken, bölgedeki askeri hareketliliğin devam etmesi, Bekaa Vadisi sakinlerini yeni sığınaklar aramaya ve evlerini terk etmeye zorluyor. Ateşkesin kalıcı bir barışa mı dönüşeceği yoksa daha büyük bir fırtınanın sessizliği mi olduğu sorusu, dumanların yükseldiği Baalbek semalarında yankılanıyor.
Yorumlar