İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Orta Doğu’da tırmanan gerilim üzerine ABD’nin İran’daki füze depolarını vurmak için İngiliz üslerini kullanma talebini, vatandaşlarının ve müttefiklerinin güvenliğini gerekçe göstererek kabul ettiklerini açıkladı
Orta Doğu’da 28 Şubat’ta başlayan askeri hareketlilik, küresel diplomasi ve savunma hatlarında radikal değişimleri beraberinde getiriyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla fitili ateşlenen süreçte, İngiltere stratejik bir hamle yaparak doğrudan saldırılara katılmasa da müttefiki ABD’ye askeri üslerinin kapısını açtı. Başbakan Keir Starmer, sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı video mesajla, bölgedeki 200 bin İngiliz vatandaşının hayatını korumak ve İran’ın "pervasız" olarak nitelendirdiği füze tehdidini kaynağında durdurmak amacıyla bu zorlu kararı aldıklarını duyurdu. Londra’nın bu adımı, uluslararası kamuoyunda savaşın yayılma riskine karşı atılmış kritik bir savunma hamlesi olarak değerlendiriliyor.
STRATEJİK ÜSLER ABD KULLANIMINA AÇILDI
Başbakan Starmer, İran’ın bölge genelindeki İngiliz Silahlı Kuvvetleri ve siviller için ciddi bir risk oluşturduğuna dikkat çekerek, savunma odaklı iş birliğinin detaylarını paylaştı. İngiliz basınına yansıtılan bilgilere göre; Hint Okyanusu’ndaki stratejik öneme sahip Diego Garcia Üssü ile İngiltere’deki Fairford Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) Üssü, ABD operasyonları için tahsis edildi. Starmer, füzelerin sivil alanlara ulaşmadan depolama tesislerinde veya fırlatma rampalarında imha edilmesinin, tehdidi durdurmanın tek yolu olduğunu vurguladı.
"İSTİLA DEĞİL, KOLEKTİF SAVUNMA"
İngiltere’nin doğrudan saldırı operasyonlarına dahil olmayacağının altını çizen Starmer, bu tutumu "bilinçli bir karar" olarak tanımladı. Irak’ta geçmişte yapılan hatalardan ders çıkardıklarını belirten Başbakan, çözümün hala müzakere yolundan geçtiğine inandıklarını ifade etti. Ancak Starmer, İran’ın nükleer hedeflerinden vazgeçmemesi ve müttefikleri riske atması nedeniyle kolektif öz savunmanın kaçınılmaz hale geldiğini belirtti. Starmer ayrıca, bölgedeki ortaklara destek amacıyla Ukraynalı ve İngiliz uzmanların bir araya gelerek İran İHA’larına karşı ortak bir savunma hattı kuracağını da müjdeledi.
BÖLGESEL ÇATIŞMANIN AĞIR BİLANÇOSU
28 Şubat’ta başlayan operasyonlar zinciri, Tahran ile Washington arasındaki müzakerelerin sürdüğü hassas bir dönemde gerçekleşti. İran’ın, saldırılara karşılık olarak Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’deki ABD üslerini hedef almasıyla genişleyen çatışma ortamı, insani dramı da beraberinde getirdi. İran lideri Ayetullah Ali Hamaney ve çok sayıda üst düzey yetkilinin hayatını kaybettiği saldırılarda, İran Kızılayı’nın verilerine göre şu ana kadar 201 kişi yaşamını yitirdi, 747 kişi ise yaralandı. Londra’nın üs kararı, bölgedeki bu ateş çemberinin ortasında İngiliz çıkarlarını koruma gayesi taşısa da, gerilimin diplomatik yollarla soğutulup soğutulamayacağı merak konusu olmaya devam ediyor.
Yorumlar