Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, şubat ayı enflasyon verilerini değerlendirerek, yaşanan artışın geçici ve mevsimsel olduğunu, ekonomi yönetiminin dezenflasyon programından taviz vermeden kararlı adımlarla yoluna devam edeceğini vurguladı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan şubat ayı enflasyon verilerinin ardından ekonomi gündemine dair kritik açıklamalarda bulundu. Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı kapsamlı değerlendirmede Yılmaz, yıllık enflasyondaki yükselişin ana nedenlerini teknik ve mevsimsel faktörlere dayandırdı. Şubat ayında tüketici fiyat endeksinin yüzde 2,96 oranında arttığını ve yıllık bazda yüzde 31,53 seviyesine ulaştığını belirten Yılmaz, bu tablonun dezenflasyon programının temel rotasını sarsmadığının altını çizdi. Özellikle gıda fiyatlarındaki hareketliliğin altını çizen Yılmaz, arz yönlü politikalar ve kurumlar arası eşgüdümle mücadelenin süreceği mesajını verdi.
GIDA FİYATLARINDA MEVSİMSEL BASKI
Şubat ayı enflasyon rakamlarının detaylarına inildiğinde, gıda grubunun toplam endeks üzerindeki belirleyici rolü dikkat çekiyor. Cevdet Yılmaz’ın paylaştığı verilere göre, şubat ayı enflasyonunun 1,71 puanı, yani yarısından fazlası, tek başına gıda fiyatlarındaki artıştan kaynaklandı. Aylık bazda yüzde 6,89 oranında yükselen gıda fiyatlarını "hava koşullarının etkisi" olarak tanımlayan Yılmaz, tarımsal üretim süreçlerindeki dönemsel zorlukların raflara yansıdığını ifade etti. Ancak bu durumun geçici olduğunu savunan Yılmaz, ilerleyen aylarda mevsimsel koşulların iyileşmesiyle birlikte gıda ve enerji kanallarından yıllık bazda olumlu katkılar beklendiğini belirtti.
TEMEL MAL VE HİZMETLERDE OLUMLU SEYİR
Haberin devamında, manşet enflasyondaki yükselişe rağmen çekirdek göstergelerdeki iyileşmeye dikkat çekildi. Yılmaz, temel mal enflasyonundaki olumlu görünümün sürdüğünü vurgulayarak, bu grupta fiyat seviyesinin bir önceki aya göre yüzde 1 oranında gerilediğini müjdeledi. Yıllık bazda temel mal enflasyonunun yüzde 16,57’ye kadar gerilemesi, dezenflasyon sürecinin mal piyasalarındaki etkinliğini kanıtlar nitelikte değerlendirildi. Hizmet sektöründe ise fiyat artış hızının geçtiğimiz aya göre ivme kaybettiği ve yıllık bazda düşüş eğiliminin korunduğu ifade edildi. Bu ayrışma, enflasyonla mücadelenin gıda dışı kalemlerde meyvelerini vermeye başladığı şeklinde yorumlanıyor.
DEZENFLASYON PROGRAMININ ANA İSTİKAMETİ
Cumhurbaşkanı Yardımcısı, ekonomi programının "istikrar" vurgusuna geniş yer ayırdı. Yıllık enflasyondaki baz etkisi kaynaklı artışın, programın genel başarısını gölgelemeyeceğini belirten Yılmaz, "Dezenflasyon programımızın ana istikametini değiştiren bir durum söz konusu değildir" ifadesini kullandı. Hükümetin enflasyonu düşürme konusundaki kararlılığının altını çizen Yılmaz; para, maliye ve gelirler politikalarının bütüncül bir yaklaşımla yürütüldüğünü hatırlattı. Bu süreçte sadece talep yönlü değil, aynı zamanda üretim ve arz kapasitesini artıracak adımların da devrede olduğu vurgulandı.
ARZ YÖNLÜ ADIMLAR VE SEKTÖREL POLİTİKALAR
Enflasyonla mücadelede sadece sıkı para politikasının yeterli olmayacağını bilen ekonomi yönetimi, arz yönlü stratejileri de masada tutuyor. Yılmaz; sosyal konut projeleri, lojistik ağların güçlendirilmesi, gıda güvenliğinin sağlanması ve yenilenebilir enerji yatırımlarının bu mücadelenin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti. Özellikle konut arzının artırılmasının kira fiyatları üzerindeki baskıyı azaltacağı, yenilenebilir enerjinin ise enerji ithalatı kaynaklı maliyet enflasyonunu sınırlayacağı öngörülüyor. Lojistik alanındaki iyileştirmelerin ise tarladan sofraya olan maliyet zincirini kısaltması hedefleniyor.
JEOPOLİTİK RİSKLER VE KURUMSAL EŞGÜDÜM
Son dönemde bölgede yaşanan jeopolitik gerilimlerin küresel emtia fiyatları ve tedarik zincirleri üzerindeki olumsuz etkileri, Türkiye ekonomisi için de bir risk unsuru oluşturmaya devam ediyor. Cevdet Yılmaz, bu etkileri sınırlamak adına devletin tüm kurumlarıyla teyakkuzda olduğunu belirtti. İlgili kurumların eşgüdüm içinde çalıştığını vurgulayan Yılmaz, dış kaynaklı şoklara karşı dayanıklılığın artırılması için gerekli önlemlerin alınacağını ifade etti. Ekonomi yönetiminin bu süreçteki proaktif yaklaşımı, makroekonomik dengelerin korunması açısından kritik önem taşıyor.
SONUÇ: KARARLILIK VE BEKLENTİLER
Cevdet Yılmaz’ın açıklamaları, piyasalara "öngörülebilirlik" ve "güven" aşılama amacı taşıyor. Şubat ayı verilerindeki sapmanın bir "sapma" değil, teknik bir "gecikme" veya "mevsimsel dalgalanma" olarak görülmesi gerektiğini savunan Yılmaz, orta vadeli hedeflere bağlılığın sürdüğünü kanıtladı. Vatandaşın alım gücünü korumak ve fiyat istikrarını kalıcı hale getirmek adına atılan adımların, önümüzdeki dönemde enflasyonun baz etkisi ve yapısal reformlarla birlikte daha sert bir düşüş trendine girmesi bekleniyor.
Yorumlar